<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgün portal &#187; Bilim</title>
	<atom:link href="http://www.teknomodel.net/category/bilim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.teknomodel.net</link>
	<description>Sürekli Güncellenen, Kendine Özgü bir Blog Dünyasına Hoş geldiniz.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jun 2010 08:40:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Su olmasa ne olurdu acaba</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/su-olmasa-ne-olurdu-acaba.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/su-olmasa-ne-olurdu-acaba.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 10:19:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23204</guid>
		<description><![CDATA[Doğada su döngüsü olmazsa ne olurdu, nolurdu bence çok kirli olurduk yada susuzluktan ölürdük yada yaşam diye birşey olmazdı. niye
çünü insan vucudu suvu isterde o yüz den yoksa böbreklerimiz diğer organlarımız nasıl çalışacak. tabi sadece su değil şu dünyada okdar şey varki o değerli şeyler olmasa yaşam diye birşey olmaz. mesela Allah&#8217;ın ize verdiği nimetler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğada su döngüsü olmazsa ne olurdu, nolurdu bence çok kirli olurduk yada susuzluktan ölürdük yada yaşam diye birşey olmazdı. niye<br />
çünü insan vucudu suvu isterde o yüz den yoksa böbreklerimiz diğer organlarımız nasıl çalışacak. tabi sadece su değil şu dünyada okdar şey varki o değerli şeyler olmasa yaşam diye birşey olmaz. mesela Allah&#8217;ın ize verdiği nimetler, ağaçlar meyveler, bitkiler bunlar olmasa nasıl yaşarız ve bunlar gibi birçok örnek&#8230; neyse asıl konumuza geçelim uzattık yine</p>
<p>su olmasa ne olur</p>
<p><em><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: x-small;"><span style="text-decoration: underline;">Su Döngüsü</span><br />
Su, yaşam kaynağıdır. Bütün canlıların ağırlıklarının önemli bir kısmını  su oluşturur.<br />
Yeryüzündeki su miktarının yaklaşık % 5’ i tatlı sulardır.<br />
Güneş enerjisinin ısıtmasıyla, çeşitli kaynaklardan atmosfere çıkan su  buharı; yağmur, kar, dolu gibi yağış biçimleriyle yeniden yer yüzüne  döner. Bu suyun bir miktarı yer altı sularına karışırken, daha büyük  kısmı, göl ve deniz gibi kaynaklarda birikir. Su döngüsü de, öteki tüm  döngüler gibi süreklidir. Bitkiler terleme ile su döngüsüne katılır.<br />
Yer yeryüzündeki bütün sular katılmaktadır. Söz gelimi, denizlerden  buharlaşan su, yağış olarak yer yüzüne dönmekte, bir kısmı yüzeysel  sularda birikip, bir kısmı da yer altı sularına karışmaktadır.Yer altı  sularının son toplanma yeri ise deniz ve okyanuslardır. Burada toplanan  sular, su döngüsüne devam eder ( uzun su devri ). Deniz ve okyanuslardan  buharlaşan suyun karalara geçmeden tekrar yağmur, kar, dolu biçiminde  deniz ve okyanuslara geçmesine ise kısa su devri denir.</span></span></span></strong></em></p>
<div><em><strong><img src="http://skoool.meb.gov.tr/images/CalismaNotlari/Biyoloji/10.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.denizce.com/images/DOGA/ekosistem4.jpg" border="0" alt="" /></strong></em></div>
<div><em><strong>Su Dünya üzerindeki tüm canlıların yaşam kaynagıdır. Tükenen bir yapıda  oldugunu düşünürsek tıpkı petrol gibi canlıların yaşamını  sürdürümezlerdi. Siz su içmeden ne kadar durabilirsiniz bunu düşünün. Su  kendini yukardaki resimlerden anlıcanız üzere dönüştürür katı sıvı gaz  hale ama her duumda yapısı her zaman doğada bulunur kah kar olur, kah  yağmur  yada bulut buhar kumeleri ama bir sekilde yok olmaz her zaman  doğada bulunur ve kendini yeniler. Kaynakları kirletmediğimiz sürece su  sorun olmaz&#8230;</strong></em></div>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><span style="color: #ccffcc;">dogada su dongusu, dogada su dongusu olmasaydi, dogada su dongusu olmazsa ne olur, dogadaki su dongusu, su dongusu, su dongusu nasil olusur, su dongusu olmasaydi ne olurdu, su olmazsa ne olur, </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/su-olmasa-ne-olurdu-acaba.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıtaların yüzölçümlerine göre sıralanışları nasıldır</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/kitalarin-yuzolcumlerine-gore-siralanislari-nasildir.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/kitalarin-yuzolcumlerine-gore-siralanislari-nasildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 10:11:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23201</guid>
		<description><![CDATA[Kıtaların yüzölçümlerine göre sıralanışları nasıldır işte cevabı aşağıda kıtlar hakkında bilgiler konsu
Asya : 44 milyon km 2
Amerika : 42 milyon km 2
Afrika : 30 milyon km 2
Antartika : 13 milyon km 2
Avrupa : 10 milyon km 2
Avustralya (Okyanusya) : 9 milyon km 2
Yeryüzünün %71&#8242;i deniz%29&#8242;u kara(K.Y.K.%39 kara%61 deniz G.Y.K.%19 kara%81 deniz)ile kaplıdır.
Kıtaların büyükten küçüğe sıralanışı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff6600;">Kıtaların yüzölçümlerine göre sıralanışları nasıldır işte cevabı aşağıda kıtlar hakkında bilgiler konsu</span></p>
<p><span style="color: #99cc00;">Asya : 44 milyon km 2</span></p>
<p><span style="color: #99cc00;">Amerika : 42 milyon km 2</span></p>
<p><span style="color: #99cc00;">Afrika : 30 milyon km 2</span></p>
<p><span style="color: #99cc00;">Antartika : 13 milyon km 2</span></p>
<p><span style="color: #99cc00;">Avrupa : 10 milyon km 2</span></p>
<p><span style="color: #99cc00;">Avustralya (Okyanusya) : 9 milyon km 2</span></p>
<p><span style="color: #99cc00;">Yeryüzünün %71&#8242;i deniz%29&#8242;u kara(K.Y.K.%39 kara%61 deniz G.Y.K.%19 kara%81 deniz)ile kaplıdır.<br />
Kıtaların büyükten küçüğe sıralanışı şöyledir: AsyaAfrikaK.AmerikaG.AmerikaAntartika Avrupa Avusturalya<br />
Ortalama yükseltisi en fazla olan kıta Antartika&#8217;dır.<br />
Okyanuslar büyükten küçüğe şöyle sıralanır: B.Okyanus(Pasifik)Atlas Okyanus&#8217;uHint Okyanusu&#8230;<br />
İlkel yaşam palezoik zamanda başlamıştır. </span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"> Kıtaların büyükten küçüğe sıralanışı şöyledir: Asya, Afrika, K.Amerika, G.Amerika, Antartika Avrupa Avustralya</span></p>
<p><span style="color: #99cc00;">Okyanuslar büyükten küçüğe şöyle sıralanır: B.Okyanus(Pasifik),Atlas Okyanus’u, Hint Okyanusu.. </span></p>
<p><span style="color: #ccffcc;">buyukten kucuge kitalar, kitalar buyukten kucuge, kitalar ve yuzolcumleri, kitalari buyukten kucuge siralanisi, kitalarin siralanisi, kitalarin yuz olcumleri, kitalarin yuzolcumleri, yuzolcumlerine gore kitalar, </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/kitalarin-yuzolcumlerine-gore-siralanislari-nasildir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astronotlar uzayda nasıl hareket eder?</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/astronotlar-uzayda-nasil-hareket-eder.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/astronotlar-uzayda-nasil-hareket-eder.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 10:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23198</guid>
		<description><![CDATA[hiç düşündünüz mü Astronotlar uzayda nasıl hareket eder?. bende çoğu kez kendime sordum bu soruyu işte size işe yarar resim ve bilgiler..
20 Temmuz 1969&#8242;da Neil Armstrong, kocaman uzay kıyafetinin içinde uzay  modülünün merdivenlerinden aşağıya indi ve Ay yüzeyine ilk kez ayak  bastı. Bu, insanoğlunun binlerce yıldır hayal ettiği bir şeydi.  Armstrong&#8217;un söylediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff6600;"><em>hiç düşündünüz mü Astronotlar uzayda nasıl hareket eder?. bende çoğu kez kendime sordum bu soruyu işte size işe yarar resim ve bilgiler..</em></span></p>
<p>20 Temmuz 1969&#8242;da Neil Armstrong, kocaman uzay kıyafetinin içinde uzay  modülünün merdivenlerinden aşağıya indi ve Ay yüzeyine ilk kez ayak  bastı. Bu, insanoğlunun binlerce yıldır hayal ettiği bir şeydi.  Armstrong&#8217;un söylediği sözler ise belki de söylenen en ünlü sözlerdi  (herkes onun aslında &#8220;Bu, insan için küçük, fakat insanlık için dev bir  adımdır&#8221; sanır. Çünkü &#8220;bir&#8221; kelimesi radyo iletimi sırasında  kaybolmuştur. Bu dev adım sonunda mümkün oldu; çünkü bizi Ay&#8217;a götürecek  bir roketin nasıl yapılacağını artık biliyorduk. Bizi Dünya  atmosferinin dışına taşıyacak ve uzayın öldürücü etkilerinden cesur  astronotları koruyacak kadar güçlü roketlerin yapılması binlerce yıl  almış ve dünyanın en ünlü bilim adamlarının çalışmalarıyla mümkün  olmuştur.</p>
<ol style="list-style-type: decimal;">
<li> Uzayda hava yoktur.  Eğer uzay kıyafetinizde ya da roketinizde bir delik meydana gelirse göz  bebekleriniz dışarı fırlayacaktır.</li>
<li> Uzay ya dondurucu, öldürücü  derecede soğuk olur ya da öyle sıcak olur ki      eğer korunmazsanız  kızarırsınız.</li>
<li>resimKo(&#8221;roket0002.jpg&#8221;, 150, 151, &#8220;sag&#8221;, &#8220;zoom&#8221;,  321, 323, &#8220;&#8221;, &#8220;&#8221;)   <img src="http://www.egitim.com/images/foto/roket0002.jpg" border="0" alt="" /><img src="http://www.egitim.com/images/resimaltikose.gif" border="0" alt="" />Uzayda  yerçekimi yoktur. Bu da düzgün bir şekilde hareket etmenin zor olduğu  anlamına gelmektedir. (Uzayda uzun bir süre geçirdikten sonra dünyaya  dönen astronotlar dengelerini sağlamakta güçlük çekmektedirler.)  Ağırlıksız olmak aynı zamanda vücudunuza da korkunç zararlar verir:</li>
<li> Aynı zamanda etrafta uçan asteroid (küçük gezegen), meteor  (göktaşı) ve eski uydular vardı Tabii bir de öldürücü radyasyondan ve  yanlış zamanda içine düşerseniz sizi yakmak için bekle Dünya  atmosferinden de söz etmeye gerek yok herhalde.</li>
</ol>
<p><img style="cursor: pointer; width: 699px; height: 524px;" src="http://www.thewallpapers.us/data/media/306/astronot5.jpg" border="0" alt="" /><br />
Uzayda yolculuk yapmanın tüm tehlikeli tarafları bir yana Ay üzerinde  hayatta kalmak da zordur. Roketi tüm yiyecekleri, yakıtı, kıyafetleri,  gerekli teçhizatı v nefes almanız için yüksek miktarda havayı taşımak  zorundadır.<br />
<img style="cursor: pointer; width: 699px; height: 524px;" src="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/164/5.jpg" border="0" alt="" /><br />
1998 yılında Ay&#8217;da 300 milyon ton donmuş su bulununca bilimadamları buna  çok sevindiler. Bu NASA&#8217;nın bir Ay üssü kurma hedefinin gelecekte  gerçekleşme ihtimalini artırmaktaydı. Fakat eğer Ay&#8217;a gitmek  istiyorsanız sizi oraya götürecek bir roket yapmanız gerekmektedir.  Ayrıca ne tür bir işe kalkıştığınızı da bilmelisiniz. Bu yalnızca cesur  olanların çıkabileceği bir yolculuk!<br />
(egitim.com)</p>
<p><img src="http://www.sestv.com.tr/images%5Chaberler%5Castronot.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>astronot uzayda nasil hareket eder, astronotlar nasil hareket eder, astronotlar nasil hareket ederler, astronotlar nasil yetisir, astronotlarin uzaydaki bir gunu, uzay nasil bir yerdir, uzayda hareket, uzayda nasil hareket edilir,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/astronotlar-uzayda-nasil-hareket-eder.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin takvimi..</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/cin-takvimi.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/cin-takvimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 09:52:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23194</guid>
		<description><![CDATA[çin takvimine göre kaç yaşındasın öğrenmek mi istiyorsun işte aşağıdaki linkten öğrenebilirsin..
http://www.est-direct.com/china/cncaps.php
bebek cinsiyeti cin takvimi, cin ay takvimine gore yas hesaplama, cin takvimi bebek cinsiyeti, cin takvimine gore cinsiyet, cin takvimine gore kac yasindayim, cin takvimine gore yas hesabi, cin takvimine gore yas hesaplama, kac yasindayim, 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>çin takvimine göre kaç yaşındasın öğrenmek mi istiyorsun işte aşağıdaki linkten öğrenebilirsin..</p>
<p><a href="http://www.est-direct.com/china/cncaps.php" target="_blank">http://www.est-direct.com/china/cncaps.php</a></p>
<p><span style="color: #ccffcc;">bebek cinsiyeti cin takvimi, cin ay takvimine gore yas hesaplama, cin takvimi bebek cinsiyeti, cin takvimine gore cinsiyet, cin takvimine gore kac yasindayim, cin takvimine gore yas hesabi, cin takvimine gore yas hesaplama, kac yasindayim, </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/cin-takvimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yerkürenin şekli ile ilgili görüşler ve Bilgiler</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/yerkurenin-sekli-ile-ilgili-gorusler-ve-bilgiler.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/yerkurenin-sekli-ile-ilgili-gorusler-ve-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 09:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23190</guid>
		<description><![CDATA[yerküre hakkından birçok insan, geçmişten günümüze bugünlere birçok ileri görüş öne sürmüşlerdir
Yerkürenin yuvarlak olduğunu Avrupalılardan ilk açıklayanlar Kopernik (1540) ve Galile (1640)dir. Bundan çok daha önce dünyanın yuvarlak olup döndüğünü büyük İslam alimleri mesela, Brûn isbat etmişti. Dünya’nın üzerindeki topoğrafik oluşumlar ve kendi ekseni etrafındaki batıya doğru dönme hareketi nedeniyle düzgün bir geometrisi yoktur. Geoibs [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;">yerküre hakkından birçok insan, geçmişten günümüze bugünlere birçok ileri görüş öne sürmüşlerdir</span></p>
<p><em><strong>Yerkürenin yuvarlak olduğunu Avrupalılardan ilk açıklayanlar Kopernik (1540) ve Galile (1640)dir. Bundan çok daha önce dünyanın yuvarlak olup döndüğünü büyük İslam alimleri mesela, Brûn isbat etmişti. Dünya’nın üzerindeki topoğrafik oluşumlar ve kendi ekseni etrafındaki batıya doğru dönme hareketi nedeniyle düzgün bir geometrisi yoktur. Geoibs bir biçimdedir. Kutuplardan basık küresel geometrik şekil &#8220;geoid&#8221; (Latince, Eski Yunanca Geo&#8221;dünya&#8221;) yani &#8220;Dünya şekli&#8221; diye adlandırılır.</strong></em></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/images/stories/genresim/yerkure1.gif" alt="null" /></p>
<p>Yerkürenin yuvarlak olduğunu Avrupalılardan ilk açıklayanlar Kopernik (1540) ve Galile (1640)dir. Bundan çok daha önce dünyanın yuvarlak olup döndüğünü büyük İslam alimleri mesela, Brûn isbat etmişti. Dünya’nın üzerindeki topoğrafik oluşumlar ve kendi ekseni etrafındaki batıya doğru dönme hareketi nedeniyle düzgün bir geometrisi yoktur. Geoibs bir biçimdedir. Kutuplardan basık küresel geometrik şekil &#8220;geoid&#8221; (Latince, Eski Yunanca Geo&#8221;dünya&#8221;) yani &#8220;Dünya şekli&#8221; diye adlandırılır.</p>
<p>Yerküremizin bilimsel olarak anlaşılmasına ilişkin ilk görüşler, M.Ö.VI. yüzyılda başını ünlü matematikçi Pisagor’un çektiği bir gurup bilim adamı tarafından ortaya atılmaya başlanmıştır. Esasen Ege’nin Samos Adası yerlisi olan Pisagor, ne yazık ki İtalya’nın güneyinde ki bir Yunan Kolonisi’ne sürgüne gönderilmiştir. Pisagor dünyanın yuvarlak olduğunu savunuyordu, çünkü ay tutulması esnasında dünyanın ay üzerinde dairesel bir gölge oluşturduğunu gözlemlemişti. M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye’deki kütüphanenin ikinci müdürü olan Eratosthenes, yaz mevsimi ortalarındaki bir gün dünyanın çapını hesaplamıştır. Bu hesaplamayı gün ortasında güneş ışığının İskenderiye’ye geliş açısı ile, Aswan’in 750 km güneyi, yani Yengeç Dönencesi’nin bulunduğu yerdeki güneş ışığının geliş açısı arasındaki farktan, dünyanın yuvarlak olduğu ön kabulüyle hesaplamıştır. Daha sonraki dönemde ise Rönesans sonrasına kadar Yerküre’nin şekli ve özellikleriyle ilgili küçük ilerlemeler kaydedilmiştir.</p>
<p><span style="color: #888888;">dunyanin sekli ile ilgili gorusler, yer kurenin sekli, yerkurenin sekilleri, yerkurenin sekli, yerkurenin sekli hakkinda bilgi, yerkurenin sekli nedir, yerkurenin sekli ve sonuclari, yerkurenin seklinin sonuclari, </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/yerkurenin-sekli-ile-ilgili-gorusler-ve-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyada kaç çeşit hayvan vardır?</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/dunyada-kac-cesit-hayvan-vardir.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/dunyada-kac-cesit-hayvan-vardir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 22:21:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dünya üzerinde kaç çeşit hayvan vardır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23176</guid>
		<description><![CDATA[
insanların sürekli kendi kendine sorduğu ve uzlaşamadığı derin mevzulu bir konudur aslında
Bu soru bilim insanlarının kesin bir cevap üzerinde uzlaşamadığı bir soru. Dünya üzerinde kaç çeşit hayvan bulunduğuyla ilgili olarak yürütülen tahminler 20 ile 100 milyon arasında değişiyor.
Üstelik bu canlıların çoğu hala tanımlanmış değil. Tanımlanmış tüm canlıların (sadece hayvanların değil) %80&#8242;ini ise böceklerin oluşturduğu düşünülüyor.
Tropikal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://i.takvim.com.tr/2010/02/01/200x150/558802501250.jpg" alt="null" /></p>
<p><strong>insanların sürekli kendi kendine sorduğu ve uzlaşamadığı derin mevzulu bir konudur aslında</strong></p>
<p>Bu soru bilim insanlarının kesin bir cevap üzerinde uzlaşamadığı bir soru. Dünya üzerinde kaç çeşit hayvan bulunduğuyla ilgili olarak yürütülen tahminler 20 ile 100 milyon arasında değişiyor.<br />
Üstelik bu canlıların çoğu hala tanımlanmış değil. Tanımlanmış tüm canlıların (sadece hayvanların değil) %80&#8242;ini ise böceklerin oluşturduğu düşünülüyor.</p>
<p>Tropikal yağmur ormanlarında sadece bir ağaç üzerinde 150&#8242;den fazla böcek türüne rastlamak mümkün! Bu da dünya üzerindeki tüm canlı türlerini belirlemenin ya da bunu kesin sayılarla ifade edebilmenin ne denli zor olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu durum, hızla yok olan yağmur ormanlarının beraberinde götürdüğü çeşitliliğin ne kadar büyük olduğunu da bize gösteriyor</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/dunyada-kac-cesit-hayvan-vardir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalıtım nedir</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/kalitim-nedir.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/kalitim-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 14:07:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[kalıtım nedir vikipedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23170</guid>
		<description><![CDATA[kalitim -  kalitim nedir -  kalitimla ilgili cevapli sorular -  kalitimla ilgili sorular burada konusunu görüntülemektesiniz

Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset
1. Canlılarda çeşitli kalıtsal Özelliklerin kuşaktan kuşağa aktarımını sağlayan yapıya ne ad veri­lir? A) Kromozom B) Mutasyon C) Gen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>kalitim -  kalitim nedir -  kalitimla ilgili cevapli sorular -  kalitimla ilgili sorular burada konusunu görüntülemektesiniz<br />
</strong></em></p>
<p>Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset</p>
<p>1. Canlılarda çeşitli kalıtsal Özelliklerin kuşaktan kuşağa aktarımını sağlayan yapıya ne ad veri­lir? A) Kromozom B) Mutasyon C) Gen  D) Genotip</p>
<p>2. l. Dil yuvarlama II. Altı parmaklılık 7. III. Yarık dudak IV. Kulak memesinin yapışık yada ayrık olması Yukarıda kilerden hangileri kalıtsal özelliklere Örnek verilebilir? A) l-II B) II-IV<br />
C) II-III-IV D) l-II-III-IV</p>
<p>3. Genetik biliminin temelini ilk ortaya atan kişi aşağıdakilerden hangisidir? A) Mendel B) Lamarck<br />
C) Kettlewell D) Darvvin</p>
<p>4. l. Kolay yetişir olması II. Değişik karakterler taşıması III. Bir mevsimde bir kaç döl alınabilmesi Mendel&#8217;In çalışmalarında bezelye bitkisini seç­mesinin sebebi yukarıda kilerden hangileridir? A) Yalnız l B) Yalnız III C) l &#8211; III D) l &#8211; II &#8211; III</p>
<p>5. 5. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır? A) Dominant karakter bütün döllerde etkisini gös­terir. B) İki gen aynı ise homozigottur, C) Fenotip canlının genlerinin toplamıdır. D) Resesif karakter yalnız arı dölünde etkisini gösterir</p>
<p>1.c 2.d 3.a 4.d 5.c</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/kalitim-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuvvet ve hareket nedir ( Bilgiler)</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/kuvvet-ve-hareket-nedir-bilgiler.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/kuvvet-ve-hareket-nedir-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 11:31:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>teknoloji</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[hareket nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hareket nedir kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[hareket ve kuvvet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[itme kuvveti nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet nedir kisaca]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet ve hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet ve hareket bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet ve hareket ile ilgili yazi]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet ve hareket kisa bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet ve hareket nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet ve hareket nedir bilgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23154</guid>
		<description><![CDATA[ziyaretçilerimizden gelen istek üzerine bu konuyu açmak istedik. Gerçektende çok önemli bir konu. Bilmemiz gerekenler arasında diye düşündüm.


Evrendeki her şey ya hareket halindedir ya da durağan yani hareketsiz haldedir. Hareket, cismin konumunun sürekli biçimde değişmesidir. Hareket halindeki bir cismi durdurmak ve durağan hale getirmek ya da hareketsiz durumdaki bir cismi harekete geçirmek için kuvvet denen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><span style="color: #0000ff"><strong>ziyaretçilerimizden gelen istek üzerine bu konuyu açmak istedik. Gerçektende çok önemli bir konu. Bilmemiz gerekenler arasında diye düşündüm.</strong></span></p>
<p style="text-align: center"><strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align: center"><em><strong>Evrendeki her şey ya hareket halindedir ya da durağan yani hareketsiz haldedir. Hareket, cismin konumunun sürekli biçimde değişmesidir. Hareket halindeki bir cismi durdurmak ve durağan hale getirmek ya da hareketsiz durumdaki bir cismi harekete geçirmek için kuvvet denen bir etkinin uygulanması gerekir.</strong></em><br />
Kuvvet, bir cismi harekete geçirebilmek, hareket halindeki bir cismi durdurabilmek, hareketin yönünü ya da hızını değiştirebilmek için gerekli olan itme ya da çekme miktarıdır. Çim biçme makinesini iten bir bahçıvan, yolcu vagonlarını çeken lokomotif, duvarda asılı olan bir resmi tutan çivi hep kuvvet uyguluyor demektir. Eğer bu kuvvetler uygulanmıyor olsaydı, çim biçme makinesi ile vagonlar hareket etmez, resim yere düşerdi.<br />
Bütün bu itme, çekme ve tutma örneklerinde, kuvvet, üzerinde etki yaptığı cisimle gerçekte temas halindedir. İnsanlar uygulayabildikleri kuvvetin miktarını arttırmak için kaldıraç, makara ve fren gibi mekanizmalar geliştirmişlerdir. Bu tür mekanizmalara basit makine denir. Ama daha güçlü kuvvetler elde etmek ve uygulamak amacıyla daha karmaşık makinelerde geliştirilmiştir. Örneğin, çeşitli yakıtların yakılmasıyla açığa çıkan enerjiyi denetleyerek büyük bir kuvvete dönüştüren motorlar, bu tür gelişkin makinelerdir.<br />
Bütün kuvvetlerin etkiledikleri cisme temas etmeleri gerekmez, yani bazı kuvvetler uzaktan etkiler. Bu tür kuvvetlerden ikisi elektrik ve magnetizmadır. Bir üçüncüsü de, her an yaşadığımız yerçekimi kuvvetidir; yerçekimi, dünyanın üzerindeki bütün cisimlere uyguladığı yere doğru çekme kuvvetidir. Elimizde tuttuğumuz bir tuğlayı bıraktığımız anda tuğla, yerçekiminin etkisiyle yere düşer, bu arada düşerken hızı giderek artar; hızdaki bu artışa ivme denir. Ama eğer tuğlayı elimizde taşıyorsak, tuğla üzerinde yukarı doğru bir itme kuvveti uygulayarak yerçekimi kuvvetini dengeliyoruz demektir; bu durumda uyguladığımız itme kuvveti ile yerçekimi kuvveti birbirine eşittir. Bir römorkör, arkasına halatla bağlı bir mavnayı kanalda sabit bir hızla çekerken, halatın mavna üzerinde uyguladığı çekme kuvveti, su direncinin doğurduğu kuvvete eşittir; römorkör biraz daha kuvvetlice çekerse mavna da daha hızlı hareket eder. 1687’de büyük İngiliz bilim adamı Sir Isaac Newton kuvvet ve hareketle ilgili üç yasa yayımladı. Bunlara Newton hareket yasaları denir.<br />
1. Hareketsiz halde duran yada sabit bir hızla hareket etmekte olan bir cisme, herhangi bir başka kuvvet uygulanmadığı sürece bu durağan halini yada sabit hızlı hareketini korur (Otobüs birden durduğunda yolcuların birden öne doğru savrulduklarına dikkat etmişsinizdir.Savrulmanın nedeni, yolcuların durma anından önceki sabit hızlı hareketlerini sürdürmeleridir.).<br />
2. Belirli bir hızla yol almakta olan bir cismin hızını değiştirmek için gerekli olan kuvvetin miktarı, cismin kütlesine ve cisme kazandırılmak istenen ivmenin miktarına bağlıdır (Bir golf topunu durdurmak, aynı hızla hareket eden bir pingpong topunu durdurmaktan daha zordur;çünkü golf topunun kütlesi daha büyüktür.).<br />
3. Her etki, kendisine eşit ve ters yönde bir tepki doğurur (Bir jet uçağında,motor çok büyük bir gaz kütlesini sürekli olarak arkaya doğru püskürtür; bu nedenle de ters yönde,yani öne doğru itilir.). Elde tutulan, yani üzerinde yukarıya doğru bir kuvvet uygulanan tuğlanın yere düşmemesi de bu yasayla açıklanır.<br />
Hareket halindeki bütün cisimler, momentum denen bir özelliğe sahiptir; cismin momentumu, kütlesi ile hızının çarpımına eşittir. Newton’un ikinci hareket yasasından, bir cismin momentumundaki değişim oranın, o cismi etkileyen kuvvetle orantılı olduğu görülebilir. Momentum korunumlu bir özelliktir; yani örneğin, belirli momentumlarla birbirine yaklaşan iki cisim çarpıştıklarında, toplam momentumlarında bir değişiklik olmaz.<br />
Kuvvet birimi newtondur. 1 newtonluk bir kuvvet, 1 kilogramlık bir kütlenin hızını saniyede 1 metre/saniye kadar, yani 1 metre/saniye kadar değiştirir.<br />
Bir yüzeyin üzerine düzgün olarak dağılmış halde basan kuvvete basınç denir. Basınç, birim alana düşen kuvvet miktarıyla ölçülür. Kuvvet miktarı ise ağırlık birimleriyle ifade edilir.Dünya yüzeyindeki normal hava basıncı, santimetre kareye yaklaşık 1 kilogramdır. Bu Dünya yüzeyinin ve onun üzerindeki her şeyin her santimetre karesinin 1 kilogramlık bir ağırlıkla aşağıya doğru bastırılıyor olması demektir.<br />
<strong> </strong></p>
<p style="text-align: center"><strong>KUVVET</strong></p>
<p style="text-align: center">Bir cismin denge durumunu, veya şeklini değiştiren sebebe kuvvet denir. Demek oluyor ki kuvvet, bir cismi hareket ettirebilir, durdurabilir; veya cismin hareket doğrultusunu ve şeklini değiştirebilir. Bir cismi iterken, çekerken, veya kaldırırken kas kuvveti harcarız. Bir taşıt aracının veya asansörün hızı (veya ivmesi) değiştiği zaman, hareket ettiren kuvvetin farkına varabiliriz.<br />
Fizik biliminin bir dalı olan mekanik, cisimlerin denge durumlarını ve hareketlerini inceler. Mekaniğin önemli bir konusu olan kuvvet, ne tür olursa olsun, yani ister cansız bir cisim, ister bir canlı tarafından meydana getirilsin, bir vektör ile gösterilir.<br />
<strong>KUVVETİN SINIFLANDIRILMASI</strong></p>
<p style="text-align: center"><em><strong>Her ne kadar fizikçiler,Einstein’ın çalışmalarından bu yana bütün kuvvetlerin tek bir olaydan (elektromagnetik olay)kaynaklandığını düşünürlerse de, kuvvetler üç kümede sınıflandırılırlar:<br />
1. Uzaktan etkiyen kuvvetler yada alan kuvvetleri;<br />
2. Temas kuvvetleri (ancak iki sistemin bağlantı kurması sonucu ortaya çıkar);<br />
3. Kohezyon (iç tutunum) kuvvetleri (katı cisimlerin bükülmezliğini sağlarlar).</strong></em></p>
<p style="text-align: center">ALAN KUVVETLERİ: Bir cismin her bir öğesinin kütlesi üstüne etkirler; bu nedenle alan kuvvetlerine, bir yüzey üstüne etki eden temas kuvvetlerinden ayırt etmek amacıyla , kütle kuvvetleri de denir. Alan kuvvetleri, havasız bir ortam içinde bile birbirinden uzaktaki cisimlere etkirler. Bunlar yerçekimi kuvvetleri, cisimlerin ağırlığı ve elektrostatik, magnetik, elektromagnetik kuvvetlerdir.<br />
TEMAS KUVVETLERİ: Birbirleri ile ilişki halindeki katıların, içine girilmez ve bozulmaz olma özelliğinden kaynaklanırlar. Her iki cisme de ortak, küçük bir yüzeyde (temas yüzeyi) gerçekleşen temas sonucu, bu bölgenin yakınlarında, katı hafifçe biçim değiştirir. Temas kuvvetleri yüzeye dik olduklarında, sürtünmesiz temas söz konusudur. Oysa, bir katı, bir başkasına oranla yer değiştiriyorsa, temas kuvvetleri, yüzeye oranla eğiktirler: Bu duruma da sürtünmeli temas denir.<br />
KOHEZYON KUVVETLERİ: Katıyı oluşturan atomlar, moleküller yada iyonlar arasında etkirler. Makroskobik düzeyde, bu kuvvetler temas kuvvetlerini andırırlar, ama atomik ölçekte, alan kuvvetleri niteliğindedirler. Katılar arasındaki temas etkileşimlerinde temel nitelikte bir rol oynamakla birlikte, açıkça işe karışmazlar.</p>
<p style="text-align: center"><strong>KUVVETİN ELEMANLARI</strong></p>
<p style="text-align: center"><em><strong>Uygulama noktası: Kuvvetin uygulandığı noktadır.<br />
Doğrultu: AB doğrultusu kuvvetin doğrultusudur.<br />
Yönü: Ok işareti ile gösterilen yön kuvvetin yönüdür. Şiddeti: AB vektörünün büyüklüğü kuvvetin şiddetini gösterir. </strong></em></p>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: small"><span style="color: #ff0000">Newton&#8217;un III. Hareket Yasası (Etki-Tepki Yasası)</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: x-small">Eğer bir cisme herhangi bir büyüklükte bir kuvvet etkirse, cisim de bu kuvvete eşit fakat zıt yönde bir tepki gösterir. Burada ortaya çıkan etki-tepki kuvvetlerinin büyüklükleri eşittir fakat yönleri birbirine terstir. </span></span></div>
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/giris.21.gif" border="0" alt="" /><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/giris.22.gif" border="0" alt="" /></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: x-small"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/hareket4.gif" border="0" alt="" /></span></span></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: x-small">Örneğin bir futbol topu şekilde olduğu gibi duvara doğru yönlenmiş olsun. Top aşağıdaki şekildeki gibi duvara çarptığında topun duvara uyguladığı kuvvetle aynı büyüklükte fakat zıt yönde bir kuvvet de duvar tarafından topa uygulanır. Yani uygulanan kuvvetler;</span></span></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/giris.22.gif" border="0" alt="" /></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: x-small">şeklinde ortaya çıkar. </span></span></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/newton1.gif" border="0" alt="" /></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/etki%20tepki.gif" border="0" alt="" /></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: x-small">Bütün cisimlerin kütlelerinin birbirlerini çektikleri bilinmektedir. Dünya ile Ay bu konuda güzel bir örnektir. Dünya, Ay&#8217;ı F kuvveti ile çekiyorsa Ay&#8217;da Dünyayı aynı büyüklüğe sahip kuvvet ile çekmektedir. Aynı şekilde bir masanın üzerindeki bir bilgisayar masaya bir kuvvet uygularken masa da bu kuvvetin ters yönünde bilgisayara aynı büyüklükte bir kuvvet uygulamaktadır. Bu bütün cisimler için geçerlidir. </span></span></div>
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/giris.23.gif" border="0" alt="" /></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: x-small">Yukarıdaki şekilde bilgisayarın ağırlığı (G=mg) masayı aşağı doğru iterken, masada zıt yönde bir kuvvetle (N=mg) bilgisayarı yukarıya doğru iteler. Böylece masa üzerindeki bilgisayar bu iki zıt yönlü kuvvetin etkisi ile dengede kalır.</span></span></div>
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/etki%20tepki2.gif" border="0" alt="" /></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/etki%20tepki6.gif" border="0" alt="" /></p>
<p><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/etki%20tepki7.gif" border="0" alt="" /></p>
<p><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/etki%20tepki3.gif" border="0" alt="" /></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/etki%20tepki4.gif" border="0" alt="" /></div>
<p style="text-align: center">
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/etki%20tepki5.gif" border="0" alt="" /></div>
<div style="text-align: center"><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: x-small"><strong>Not: </strong>Her etki kendisine eşit büyüklükte fakat zıt yönde bir tepki meydana getirir. Etki ile tepki eşit ve ters yönde olmalarına rağmen bileşkeleri sıfır değildir. Çünkü bu kuvvetlerin bileşkeleri alınamaz. İki kuvvetin bileşkesinin alınabilmesi için aynı noktaya veya aynı cisme etkimeleri gereklidir. Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi etki ve tepki farklı cisimler üzerinde olduklarından bileşkeleri alınamaz. </span></span></div>
<div style="text-align: center"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/syaman/kuvvt.gif" border="0" alt="" /></div>
<p><span style="color: #cc99ff">hareket nedir kisaca, kuvet ve haraket, kuvvet ve hareket 3 sayfa, kuvvet ve hareketle ilgili bilmece, miknatisin yerkure ile baglantisi, </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/kuvvet-ve-hareket-nedir-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kök hücreye dev yatırım yapıldı</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/kok-hucreye-dev-yatirim-yapildi.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/kok-hucreye-dev-yatirim-yapildi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 14:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23135</guid>
		<description><![CDATA[Kök hücre bankacılığı alanında hizmet veren ONKİM Yönetim Kurulu Başkanı Çetindoğan, kordon kanı ve kök hücre saklanmasına ilginin her geçen gün arttığını belirterek, kısa vadede 3 milyon avroluk yatırım yapmayı hedeflediklerini söyledi. 
ONKİM Kök Hücre Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, 2005 yılında kurdukları ONKİM AŞ ile sağlık sektörünün kök hücre bankacılığı alanında da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kök hücre bankacılığı alanında hizmet veren ONKİM Yönetim Kurulu Başkanı Çetindoğan, kordon kanı ve kök hücre saklanmasına ilginin her geçen gün arttığını belirterek, kısa vadede 3 milyon avroluk yatırım yapmayı hedeflediklerini söyledi. </strong></p>
<p>ONKİM Kök Hücre Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, 2005 yılında kurdukları ONKİM AŞ ile sağlık sektörünün kök hücre bankacılığı alanında da hedef büyüttüklerini söyledi. ONKİM`de kordon kanı ve kök hücre bankacılığı alanında araştırma geliştirme çalışmalarına büyük önem verdiklerini ifade eden Demet Sabancı Çetindoğan, bu kapsamda kök hücrelerin saklandığı İTÜ`de özel laboratuvar kurduklarını hatırlattı.</p>
<p><strong>KORDON KANININ ÖNEMİ</strong></p>
<p>Çetindoğan, kordon kanının kök hücreden daha zengin ve geleceğin güvencesi olan çok sayıda öncül hücreyi içinde barındırdığını anlattı. Bebeğin kordon kanının ileri yaşlar için sigorta niteliğinde olduğunu ifade eden Çetindoğan, &#8220;Kordon kanı kök hücresi, bebeğin kendi kanı olduğu için uyum sorunu yok. Ayrıca aile bireylerine de doku grubu uyumu olasılığı diğer kök hücre kaynaklarına göre daha yüksektir. Kök hücre nakillerinde doku uyumu büyük önem taşır&#8220; diye konuştu.</p>
<p><strong>YATIRIM ÇALIŞMALARI</strong></p>
<p>Demet Sabancı Çetindoğan, bu alanda yeni yatırımlar planladıklarını belirterek, Ankara`dan yasal düzenlemelerle ilgili gelecek sinyallere göre yatırımlarına yön vereceklerini vurguladı.</p>
<p>Kısa ve orta vadede 3 milyon avroluk yatırım yapacaklarını anlatan Çetindoğan, &#8220;Uzun vadede bakıldığında ise çok daha fazla yatırım gerektirecek. Çünkü çok farklı hastalıkları tedavi etme imkanı çıkacak. Araştırmalarımızı şu anda yapıyoruz. Ancak, şu an yasa olmadan hiçbir şey yapamayız&#8220; dedi.</p>
<p>Son 1,5 yıldır tedaviye yönelik araştırma geliştirme çalışmaları da başlattıklarını ifade eden Çetindoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Sadece kordon kanı ve kök hücre bankacılığı yapmak için değil, tedavi uygulamaları yapacak bir kurum açmak amacıyla da yola çıktık. Konu yeni olduğu için, Sağlık Bakanlığının yeni düzenlemeler yapması gerekiyor. Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde kök hücre ile ilgili yeni uyum yasası hazırlıyorlar. Hatta biz de kendilerine görüşlerimizi bildirdik. Bu yılın başındaki yasal düzenlemelerle önümüzün açılacağını düşünüyoruz. Altyapı hazırlıklarını ve bazı deneyleri yaptık. Tabii ki yasal çerçevede yürüyeceğimiz için yeni düzenlemeleri bekliyoruz.&#8220;</p>
<p>Çetindoğan, devletten bekledikleri en büyük desteğin yasal düzenlemelerin bir an önce tamamlanması olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>KARIN YAĞI VE DİŞLERDEKİ KÖK HÜCRELER</strong></p>
<p>Çok yakında, karın yağındaki ve dişlerdeki kök hücreleri de saklayıp, ilerleyen dönemlerde yararlanmaya yönelik çalışma yapacaklarını anlatan Çetindoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>Ortopedi, diş ve estetik konularında da kök hücrelerden yararlanılarak tedavi edilebilecek birçok hastalık olduğunu biliyoruz. Tıp o kadar hızlı ilerliyor ki, bu konuda adını bile bilmediğimiz birçok hastalığın tedavisinin 5-10 yıl içinde bu yöntemle yapılacağını öngörüyoruz.&#8220;</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/kok-hucreye-dev-yatirim-yapildi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009`un önemli bilim olayları</title>
		<link>http://www.teknomodel.net/bilim/2009un-onemli-bilim-olaylari.html</link>
		<comments>http://www.teknomodel.net/bilim/2009un-onemli-bilim-olaylari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 08:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknomodel.net/?p=23130</guid>
		<description><![CDATA[2009 yılını geride bırakırken, geçen yılın en önemli bilim olaylarını anımsatmak istedik. Science dergisinin belirlediği, geçen yılın en ilgi çeken bilim olaylarına yer veriyoruz
AZ UYKUYLA YETİNENLER BİRER MUTANT!
2001 yılında genetikçi Ying-Hui Fu ve ekibi, kısa adı FASPS (familial advanced sleep-phase syndrome) olan bir uyku bozukluğu ile ilişkili bir geni keşfettiler. Per2 adlı geni taşıyan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>2009 yılını geride bırakırken, geçen yılın en önemli bilim olaylarını anımsatmak istedik. Science dergisinin belirlediği, geçen yılın en ilgi çeken bilim olaylarına yer veriyoruz</strong></em></p>
<p><em><strong>AZ UYKUYLA YETİNENLER BİRER MUTANT!</strong></em></p>
<p>2001 yılında genetikçi Ying-Hui Fu ve ekibi, kısa adı FASPS (familial advanced sleep-phase syndrome) olan bir uyku bozukluğu ile ilişkili bir geni keşfettiler. Per2 adlı geni taşıyan ve bu hastalığa sahip kişiler de diğer insanlar gibi günde 8 saat uyuyorlardı fakat bir farkla: Onlar akşam çok daha erken saatlerde uyuyordu ve günleri gece 3-4 saatlerinde başlıyordu! Fu ve meslektaşları araştırmalarına devam ettiler ve FASPS ile bağlantılı bir gen daha belirlediler: DEC2. Bu protein insanların uyku-uyanıklık döngülerini düzenleyen içsel saatlerini kontrol eden genler de dahil olmak üzere, diğer bazı genlerin ekspresyonunu sonlandırma işlevine sahipti. DEC2 geninde mutasyon bulunan iki kişide, uyku süresinin diğer insanlara göre daha kısa olduğu fark edildi. Öyle ki bilimciler aynı mutasyonun oluşturulduğu fareler ve meyve sineklerinin de türdeşlerine göre çok daha az uyduğunu keşfetti. Her ne kadar uyku süresi ile ilgili tüm değişkenlerin sadece bu gen tarafından belirlendiği düşünülemezse de, bu yeni keşfin uyku bozukluklarının tedavisinde önemli gelişmeler sağlaması bekleniyor.</p>
<p>ORAL SEKS YAPAN YARASALAR DA VAR!</p>
<p>Hayvanlar aleminde, insanların yakın akrabaları bonoboların oral seks yaptığı bilinirdi. Fakat ilk kez bu cinsel davranış, küt burunlu meyve yarasalarında da keşfedildi! Yarasaların çiftleşme davranışlarını araştıran, Guangdong Entomoloji Enstitüsü`nden biyolog Libiao Zhang ve meslektaşları, ilk kez çiftleşme sırasında dişi yarasanın erkek yarasaya oral seks yaptığını gözlemlediler. Bu davranışın nedenini araştırdıklarında, oral seks yapılan erkek yarasaların cinsel ilişkiyi daha uzun süre sürdürebildikleri fark edildi. Dişi yarasaların üreme kalitesini artırmak ve erkeklerini diğer rakip dişilerden daha uzun süre uzak tutmak için bu yolu kullandıkları düşünülüyor! Bir diğer açıklama da, tükürük salgısında bulunan antimikrobiyal maddeler aracılığıyla cinsel ilişki ile bulaşan hastalıkların azalma ihtimali!</p>
<p>KÖTÜ KARARLAR BULAŞICI OLABİLİR</p>
<p>Tıpkı nezle gibi, insanların duygusal durumları da bulaşıcı olabilir. Üzgün birini gördüğünüzde hüzünlenirken, neşeli birinin yanında siz de gülümsemeye başlayabilirsiniz. Northwestern Üniversitesi`nden sosyal psikolog Adam Galinsky benzer durumun kötü kararlar için de geçerli olup olmadığını araştırmıştır. Bir grup öğrenci ile yaptıkları bir deneyde, katılımcılardan açık artırma yapan birini izleyerek vereceği kararlarda yardımcı olmaları istenmiştir. Açık artırma yapan kişi ile hakkında verilen bilgiler (aynı ayda ve yılda doğmuş olma, aynı okulda okumuş olma gibi) aracılığıyla bir şekilde bağlantı kuran katılımcıların, deneyin kurgusunun parçası olan bu kişi yanlış kararlar verdikçe ve para kaybettikçe, kendilerinin de para kaybetmeye başladığı görülmüştür. Herhangi bir bağ hissetmeyen kişilerde ise bu davranışa rastlanmamıştır. Araştırmacılar bu sonuçların özellikle de ekonomik krizden etkilenerek para kaybetmeye başlayan kurumların, yanlış kararlarını düzeltebilmek ve çöküşlerini durdurabilmek için, firmanın dışından bir gözlemciden yardım almalarının daha faydalı olacağı şeklinde yorumlanabileceğini söylemektedirler.</p>
<p>BİR MİLYAR YILLIK HARD DİSK</p>
<p>Anılarınızı ya da verilerinizi kaydetmek istediğinizde kullandığınız videokasetlerinin ya da DVDlerin bu bilgileri sonsuza dek saklamasını ister misiniz? Günümüzde mevcut DVD`lerle bunu başarmak mümkün değil. Nano teknoloji ile ilgilenen bir grup bilimci, karbon nano tüplere yerleştirilen demir iyonları aracılığıyla bilgiyi elektronik ortamda `1`, `0` kodları ile kaydetmenin mümkün olduğunu düşünmekteler. Nano tüpler de elmas gibi bilinen en dayanıklı ve aşınmayan maddeler arasında sayılıyor. Nano tüplerden kayıtların depolanması amacıyla yararlanılması başarıldığında, bu kayıtların tahmin edilemeyecek kadar uzun süre saklanılabileceği düşünülüyor. California Üniversitesi`nden fizikçi Alex Zettl ve ekibi laboratuvar çalışmalarının başarılı olduğunu ancak bir dizi deneye daha ihtiyaç duyulduğunu bildirmekteler.</p>
<p>RİTMİ TAKİP ET KUŞUM</p>
<p>Dans, dinlediğimiz müziğin ritmini takip edebilme yetimizle yakından ilgilidir. Ritme uygun hareket edebilme becerisi, insan beyninin işitme ve motor korteksleri arasındaki nöral bağlantılar aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bir nörobiyoloğun Snowball isimli papağanın dans videosunu You Tube`da izlemesine dek bu becerinin sadece insanlara özgü olduğu düşünülmekteydi. California Nörobilim Enstitüsü`nden nörobiyolog Aniruddh Patel, papağanı izledikten sonra onunla bir dizi deney yapmıştır. Deneyde papağana belirli bir ritimde müzik dinletilmiş, papağan müziğin ritmine uygun bir şekilde sallanmaya başlayınca ritim değiştirilmiştir. Hem hızlandırıldığında hem de yavaşlatıldığında papağanın da hareketlerini ritimdeki değişikliğe göre ayarladığı belirlenmiştir. Hayvanlarla ilgili yapılan bu keşif, insan müziğinin evrimini araştırmak için hayvan modellerinin kullanılabilmesinin ilk kez yolunu açmıştır.</p>
<p>MİLYARLARCA KAT GÜÇLÜ NÖTRON YILDIZLAR</p>
<p>Dev bir yıldız yakıtını tükettiğinde ve merkezindeki çekim gücüne daha fazla karşı koyamadığında, çekirdeği büzülmeye başlar ve küçük bir astroid hacmine ulaşırken, kütlesinin büyük kısmı süpernova adı verilen muazzam büyüklükteki patlamalara yol açar. Geride saniyede yüzlerce kez dönebilen, çok küçük hacimde çok fazla miktarda maddenin yer aldığı oluşumlar kalır. Astrofizikçiler oluşan bu nötron yıldızlarının yoğunluğu yüksek oluşumlar olduklarını zaten bilmekteydiler. Bu maddenin gücü ise şimdiye kadar bilinmemekteydi. Indiana Üniversitesi`nden astrofizikçi Charles Horowitz ve Los Alamos Ulusal Laboratuarı`ndan madde bilimci Kai Kadau geliştirdikleri bir bilgisayar simülasyonu aracılığıyla yıldızı oluşturan maddenin bilinen en güçlü çelikten on milyar kat daha güçlü olduğunu belirlediler.</p>
<p>YENİ ZELANDA AĞACININ MACERALARI</p>
<p>Yeni Zelanda`da yetişen bir ağaç türü, yaşam süreci boyunca görünümünü iki kez değiştirmektedir. Fide halindeyken ağaç, lekeli küçük kahverengi yapraklara sahiptir. Büyüdükçe yapraklar irileşip uçları bir çengele benzer şekilde kıvrılmaktadır. Yetişkinliğinde ise boyu 20 metreye ulaşan ağacın yaprakları küçülmekte ve yeşil renk almaktadır. Bilimciler bu değişimin, Yeni Zelanda`da 500 yıl önce yaşayan ve soyu tükenmiş uçamayan dev bir kuşa karşı ağacın kendisini korumak için geliştirdiği bir strateji olduğunu düşünmekteler. Bu varsayımı sınamak için yapılan çalışmalarda, boyu ancak 10 santimetre olan fidelerin sahip olduğu kahverengi yaprakların, ormanın zeminindeki ölü yapraklarla aynı dalga boyunda ışığı yansıttığı belirlendi. Böylelikle fidan kendisini ölü bir yaprak gibi göstermeyi başarıyordu. Biraz daha büyüdüğünde oluşan şekil değişikliği ve renkli beneklerin, yaprakların yenmesi güç olduğu izlenimini veriyor olabileceği düşünülmekte. Dev kuşun yetişemeyeceği kadar büyümeyi başaran ağacın yaprakları ise yeşil renge kavuşmakta. Bilimciler her ne kadar bu varsayımların doğruluğunun kesin olarak kanıtlanamayacağını kabul etseler de, bir bitkinin evrimini anlamak için onunla aynı bölgede yaşayan soyu tükenmiş hayvanların yapılarına da dikkat etmek gerektiğini söylemekteler.</p>
<p>VİRÜSÜN ZAMAN YOLCULUĞU</p>
<p>Binlerce yabanarısı türü yumurtalarını, bir tür zehirle felç ettikleri tırtılların vücuduna bırakmaktadır. Böylelikle etkisiz hale getirilen ev sahibinin vücudunda yumurtalar, hem gerekli besine kavuşarak hem de güven içinde büyüyebilmektedir. Araştırmacılar uzun zamandır, yabanarılarının ev sahiplerini felç etmek için kullandıkları zehrin nasıl bir madde olduğunu merak etmekteler. Zehrin yapısı ile ilgili ilk ipuçları, 1970lerde elektron mikroskobu ile yapılan incelemelerden sağlanmıştır. Bu incelemelerde zehrin virüsler gibi çift zincirli DNA`ya sahip olduğu belirlenmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalar zehrin ayrı viral bir oluşum olmaktan çok, yabanarısının genetik bir salgısı olduğunu düşündürmüştür. Bu karmaşayı aydınlatmak üzere Tours Üniversitesi`nden entomolog Jean-Michel Drezen ve ekibi, arıların zehri salgılayan yumurtalıklarının DNA`ları ile en çok bilinen böcek virüslerinin DNA`larını, zehrin DNA`sı ile karşılaştırmışlardır. Sonuçlar, nudivirüs olarak adlandırılan çok eski bir virüse işaret etmektedir. Araştırmacılar bu durumun, virüsün milyonlarca yıl önce arıyı enfekte etmiş olması ve zaman içinde DNA`sının arının genomu ile bütünleşmesi ile gerçekleşmiş olabileceğini açıklamaktadırlar. Virüs yaşamak için arının yumurtalıklarına, arı da yumurtalarını tırtıllara yerleştirebilmek için virüsün varlığına ihtiyaç duymuş ve bu karşılıklı ihtiyaç genetik bir işbirliğine yol açmıştır!</p>
<p>EINSTEIN`IN BEYNİ</p>
<p>Albert Einstein gibi bir dahi söz konusu olduğunda bilimciler doğal olarak bu dahinin beyninde onu diğer insanlardan ayıran nasıl bir farklılık olduğunu merak ederler. 1955`teki ölümünün ardından Einstein`ın beyni Thomas Harvey isimli bir patolog tarafından çıkarılmıştır. Harvey`in ölçtüğü, fotoğrafladığı ve sakladığı beyin, bir meslektaşı tarafından bölümlere ayrılarak pek çok parçasından mikroskop lamlarına örnek kesitler alınmıştır. İlk anatomik değerlendirme 1999`da nörobiyolog Sandra Witelson tarafından Harvey`nin çektiği fotoğraflara bakılarak yapılmış ve Einstein`ın beyninin parietal loblarının (matematik, görsel-uzamsal bilişle ilgili bölüm) ortalamadan yüzde 15 daha geniş olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte beynin ağırlığı 1230 gram olup, ortalamanın alt sınırında yer almaktadır. Yeni bir keşif ise Florida State Üniversitesi`nde antropolog olarak çalışan Dean Falk`tan gelmiştir. Falk, Einstein`ın beyninin sol elini idare eden motor korteks kısmının yumru şeklinde olduğunu bunun da müzik yeteneği ile ilişkili olabileceğini söylemektedir (Einstein küçük yaşlarından itibaren keman çalmıştır). Ek olarak pariteal bölgelerinin sadece daha geniş değil, girinti ve çıkıntıların paterni açısından da çok nadir bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. Einstein`ın düşünceleri kelimelerden çok görsel imgeler ve duyumlar olarak deneyimlediğini söylediği bilinmektedir. Parietal loblarının bu özgün şeklinin onun bir tür sinestezik olması ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Her ne kadar tüm bu görüşler eski fotoğraflardaki ipuçlarına dayanılarak ortaya atılsa da, Einstein`ın muhteşem beyninin sırrını çözme yolundaki varsayımlar daha uzun yıllar heyecan yaratacağa benziyor.</p>
<p><strong>Birgün</strong> <a href="http://www.birgun.net/science_index.php?news_code=1262007618&amp;year=2009&amp;month=12&amp;day=28">http://www.birgun.net</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknomodel.net/bilim/2009un-onemli-bilim-olaylari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
