Türk Polis Teşkilatı | Özgün portal

Türk Polis Teşkilatı

_____________________________________________________________________________________ _____________________________________________________________________________________

Eski Türklerde Polis

İnsanların toplum içinde yaşamak ihtiyacı, özgürlük ihtiyacından daha eski ve öndedir. Toplumlar binlerce yıl özgürlüksüz yaşayabilmişler, fakat düzensiz ve güvensiz yaşayamamışlardır. Devlet olarak örgütlenmiş toplumlarda, toplum düzeninin ve güveninin sağlanması Devletin en başta gelen ödevidir. Devletin bu ödevi, ulusal savunma ihtiyacı ile birlikte devlet kadar eskidir.

Polis tarihi Türk tarihi ile başlamıştır. Tarih boyunca çeşitli devlet kurmuş olan Türkler kamu düzeni ve güvenliğini ulusal savunma ile birlikte yürütmüşlerdir.

Eski Türkler’de kamu düzen ve güvenliÄŸi iÅŸleri Subaşı’lar tarafından yürütülmüştür. Kabile halinde yaÅŸadıkları dönemde Türkler, orduyu sevk ve yönetenlere “Subaşı” adını vermiÅŸlerdir. Su, asker, komutan, ordu ve subaşı, baÅŸkomutan anlamında kullanılmıştır. Kabileler birleÅŸip toplum büyüyünce KaÄŸan ortaya çıkmış, Subaşılar savaÅŸta belli birliklere komuta etmeye baÅŸlamış, barışta da bulundukları bölgenin güvenliÄŸini saÄŸlamışlardır. Böylece Subaşıların rolleri küçülmüş ve belli görevlerin yöneticileri olmuÅŸlardır. Bilinen en eski Subaşı, VIII. Asra ait TONYUKOK Kitabesinde ismi yazılı olan İNALKAÄžAN’dır. Büyük Selçuklu İmparatorluÄŸunun kurucusu Selçuk Bey de bir Subaşıdır. Keza Anadolu Selçuklularında da il merkezlerinde askeri ve mülki iÅŸlere bakan komutanlara subaşı denilmiÅŸtir. Bunlar bulundukları yerlerin kamu düzen ve güvenliÄŸini saÄŸlamışlar, savaÅŸ zamanında ise çevrelerindeki ilçe ve köylerin tımarlı sipahilerine komuta etmiÅŸlerdir. Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılışından sonra, Anadolu’da kurulmuÅŸ olan beyliklerde askeri komutana “Subaşı” denilmiÅŸtir. ÖrneÄŸin AydınoÄŸlu Mehmet Bey de aynı ordunun subaşılığını yapmıştır. Keza XVI. Asrın ortalarında, KaramanoÄŸullarının da Nizamüddin Bekler adında bir subaşısı bulunduÄŸu anlaşılmıştır.

Özetle belirtilecek olursa, Eski Türklerde kamu düzeni ve güvenliÄŸi belli yasalara uygun olarak yürütülmüştür. OÄŸuz Han’ın OÄŸuz Türesi, Cengiz Han’ın UluÄŸ Yasası, Timur’un Tüzükkatı o devirlerin belli baÅŸlı hukuk kuralları örnek olarak gösterilebilir.

Bu yasalarda, suçların önlenmesi kadar işlenen suçlarda suçluların yakalanmasına da önem verilmiştir. Eski Türklerde Polis Teşkilatı bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere askeri teşkilat içinde yer almış ve Askeri özellikler göstermiştir.

Osmanlıda Polis

Osmanlılarda Polis
(1299-1453 Dönemi)

BilindiÄŸi üzere Türkler,Orta Asya’dan Anadolu’ya gelerek Söğüt ve Domaniç bölgelerine yerleÅŸmiÅŸ ve bir beylik kurmuÅŸlardır. KuruluÅŸ döneminde toprakları çok az olan Osmanlı BeyliÄŸi’nin yönetim teÅŸkilatı da ona göre kurulmuÅŸtur. Devletin başında bulunan bey, hem askeri hem mülki gücü ÅŸahsında toplamış, tayin etmiÅŸ olduÄŸu komutanlar ve kadılarla ülkesini yönetmiÅŸtir.

Osman Bey Karahisarı ele geçirdiÄŸi zaman, kentin yönetimini oÄŸlu Orhan Bey’e vermiÅŸ ve onun yanına arkadaşı olan Gündüz Alp’i de Subaşı olarak tayin etmiÅŸtir. Bu kiÅŸi bugünkü anlamda ilk Polis Amiridir. Subaşılar barış döneminde savaÅŸ için gerekli olan askerleri disipline etmek ve eÄŸitmekle birlikte, kentin dirlik ve düzenini de saÄŸlamışlardır. SavaÅŸ zamanında ise yetiÅŸtirdikleri kıtalara komuta etmiÅŸlerdir.

Anlaşılacağı üzere eski Türklerde olduğu gibi Osmanlı Türklerinde de Polis Teşkilatı, Askeri Teşkilat kadrosu içinde yer almış, askeri amirler aynı zamanda Polis Amiri olarak da görev yapmışlardır. Devlet ve ordu teşkilatı zamanla büyümüş devletin başında mutlak bir kudrete sahip ve en büyük adli, askeri ve mülki amir olan padişahlar yer almışlardır. Padişahlar bütün yönetsel, askeri ve bunlarla birlikte ülkede kamu düzen ve güvenliğinin sağlanması işlerini, devlet ricali ve halk karşısında kendilerini temsil eden sadrazamlar vasıtasıyla yürütmüşlerdir. Bu nedenle sadrazamlar, bütün Polis Teşkilatının görevlerini başarmak için özel memurlar, tebdil çuhadarları kullanmışlardır.

Sadrazamın yanında yer alan subaşılar, yasakçı adı verilen askerlerle baÅŸkentin dirlik ve düzenini saÄŸlamışlar, XIV. asrın ortalarına doÄŸru yasakçıların yanında, gece bekçiliÄŸi yapan ASESBAÅžI’lar oluÅŸturulmuÅŸtur.

Fatih Sultan Mehmet’in 1453′te İstanbul’u almasına kadar, Osmanlı Devlet TeÅŸkilatında en büyük komutan veya askeri komutan anlamına gelen subaşıların yönetimindeki askeri birlikler, dış güvenlik yanında ve aynı zamanda iç güvenliÄŸin saÄŸlanmasıyla da görevlendirilmiÅŸlerdir. İstanbul’un fethinden sonra, yeniçeri teÅŸkilatı geliÅŸmiÅŸ, askeri komutanlık baÅŸka adlarla ifade edilmeye baÅŸlanılmış ve subaşılık yavaÅŸ yavaÅŸ sadece ÅŸehir ve kasabaların dirlik ve düzenine ve hatta belediye imar iÅŸlerine bakan kimselerin ünvanı olmuÅŸtur. Bu dönemde baÅŸkent dışındaki illeri yöneten Beylerbeyi ve sancakları yöneten Sancak Beyleri emirleri altındaki askerlerle bulundukları bölgelerin kamu düzeni ve güvenliÄŸini saÄŸlamışlardır.

(1453-1826 Dönemi)

Yeniçeri teÅŸkilatının geliÅŸerek geniÅŸlemesi üzerine İstanbul’un düzen ve güvenliÄŸinin saÄŸlanması iÅŸleri baÅŸta Yeniçeri olmak üzere Bostancı, Cebeci, Topçu gibi askeri ocaklar ile Kaptan-ı Derya askerlerine intikal etmiÅŸ ve İstanbul, Yeniçeri AÄŸası, Bostancıbaşı, Cebecibaşı, Topçubaşı ve KaptanpaÅŸa arasında bölgelere ayrılmıştır.

Emniyet makamları; Sadrazam, Yeniçeri ağası, Falakacı, Cebecibaşı ve Cebeciler, Kaptanpaşa, Topçubaşı ve Topçular, Bostancıbaşılar, Kadı ve Böcekcibaşından oluşmuştur. En büyük sorumlu olan Yeniçeri Ağası, suç işleyenleri Falakacılara dövdürmüş ve hapsettirmiştir. Falakacılar, Yeniçeri Ağasının emri altında, falaka taşıyan acemi oğlanlardan oluşmuştur.

Cebecibaşı ve Cebeciler; Ayasofya, KocapaÅŸa ve Ahırkapı taraflarının, KaptanpaÅŸa; KasımpaÅŸa ve Galata semtinin, Topçubaşı ve Topçular; Tophane semti ile BeyoÄŸlu’nun, Bostancıbaşı ve Bostancılar; Üsküdür, Eyüp, Kağıthane, BoÄŸaziçi, Kadıköy, Adalar ve Kağıthane, BoÄŸaziçi, Kadıköy, Adalar ve Ayastebanos’un, kamu düzen ve güvenliÄŸini saÄŸlamışlardır. Böcekçibaşılar ise, suçluları izleme ve yakalama iÅŸleriyle uÄŸraÅŸmışlardır. Ayrıca BaÅŸkent’de sadrazamın, illerde de valilerin emrinde “BaÅŸtebdil” adı verilen İstihbarat Åžefi çalışmıştır. Bu dönemde “Kadı”lar da polis görevi yapmaya devam etmiÅŸ, Sadrazam ve Yeniçeri AÄŸası’ndan sonra, Adli, İdari ve Yerel Yönetim iÅŸleri yanında, İstanbul, Galata, Üsküdar ve Eyüp Kadılıkları, polisiyle iÅŸleri, özellikle ahlak zabıtasına ait iÅŸlerin yürütülmesinde polis amiri olarak görev yapmışlardır.

Taşrada ise, Kapıkulu ve Eyalet Askerleri iç düzen ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu tutulmuş, şehir ve kasabalarda Kollukçular, Yasakçılar, Bekçiler, Edirne Şehri ve çevresinde Bostancı Ocağı, Halep ve çevresinde Çöl Beyleri polis hizmeti görmüşlerdir.

Osmanlı İmparatorluğunun gerilemeye ve yönetiminin çözülmeye başlamasıyla birlikte kamu güvenliğini sağlamakta görevli Yeniçeriler, meyhanelerde sarhoş olup, halka saldırmaya, kadın hamamlarını basmaya başlamış, emniyet ve asayişten sorumlu olanların kendileri emniyet ve asayişi bozmuşlardır.

Keza, iç güvenliğin bozulmasında bu işlerle görevli memurlar büyük rol oynamışlardır. İmparatorluğun diğer kurumları gibi, gerileme dönemlerinin koşulları altında, son derece bozulmuş olması ve devletin başına bela kesilmesi yüzünden Yeniçeri Ocağı 18 Haziran 1826 tarihinde padişah II. Mahmut tarafından ortadan kaldırılmıştır.

(1826-1845 Dönemi)

Yeniçeri Ocağının 1826 yılında kaldırılmasından sonra, İstanbul’da Asakiri Muntazama-i Hassa (Asakir-i Mansure-i Muhammediye) isimli ve polisiye hizmetleri de yapmak üzere yeni bir Askeri teÅŸkilat kurulmuÅŸ, Serasker denilen bu teÅŸkilatın komutanı, iç güvenliÄŸin saÄŸlanmasına ait Yeniçeri AÄŸası’nın yetkilerine sahip olmuÅŸtur. Böylece Yeniçeriler ve Yeniçeri AÄŸası yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye ve Serasker geçmistir.

1826 yılında çıkarılan İhtisap AÄŸalığı Nizamnamesi ile, bir İhtisap Nezareti kurulmuÅŸ ve bu nezarette çalışanlar, kolgezmez ve güvenlik hizmetlerini yürütmekle görevlendirilmiÅŸlerdir. 1834 yılında, Anadolu ve Rumeli’nin bazı eyaletlerinde Asakir-i Redife adıyla bir askeri teÅŸkilat kurulmuÅŸ ve bu teÅŸkilatın Serasker denilen komutanı keza Yeniçeri AÄŸasının İç Güvenlik konusundaki yetkilerine sahip olmuÅŸtur.

Bu dönemde, gerek baÅŸkent İstanbul’da ve kısımlarında, gerekse taÅŸrada, polis hizmetleri birbirinden farklı örgütler, örneÄŸin İstanbul’da İhtisap Nezareti ve eyaletlerde Sipahiler tarafından yürütülmüş, kuvvetlerin emir ve komutasında birlik ve bütünlük saÄŸlanamamıştır. Bu karışıklık 1845 yılına kadar sürmüş, yurdun her tarafı için aynı yapıda ve fonksiyonel bir polis teÅŸkilatı kurulamamıştır.

(1845 – 1879 Dönemi)
(Polis TeÅŸkilatinin Kurulusu)

Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından sonra gerek Osmanlı baÅŸkentinde ve gerekse illerde iç güvenlik hizmetlerinin eskisiyle kıyaslanmıyacak ölçüde geliÅŸmesine raÄŸmen güvenlik hizmetlerinin birçok makam ve kiÅŸilere baÄŸlı olarak yürütülmesi uygulaması sürmüştür. Örgütlenme açısından ve uygulamadaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla 10 Nisan 1845′de (12 REBİ – ÜL EVVEL 1261) İstanbul’da “POLİS” adıyla bir teÅŸkilat kurulmuÅŸ, yeni kurulan polis teÅŸkilatının görevleri yine aynı tarihte yayınlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiÅŸ ve bu durum yabancı elçiliklere de bir yazıyla duyurulmuÅŸtur.

Bugüne deÄŸin kaynağının ne olduÄŸu bilinmeyen 1845 tarihli Polis Nizamnamesinin kaynağının 12 Messidor an VII (1 Temmuz 1800) tarihli “PARİS EMNİYET MÜDÜRÜNÜN GÖREVLERİNİ DÜZENLEYEN KARARNAME” adlı metin temel alınarak hazırlandığı belirtilmiÅŸtir.

Yapılan araÅŸtırma ve incelemeleri gerçekten de 1845 tarihli Polis Nizamnamesi’nin kendisinden yarım yüzyıl kadar önce çıkarılan “Paris Emniyet Müdürü’nün Görevlerini Düzenleyen Kararname” ile madde madde karşılaÅŸtırılması sonucunda kaynağının bu metin olduÄŸunu ortaya koymaktadır.

“Polis” adıyla ilk kez kurulan teÅŸkilata ve yabancı elçiliklere de duyurulan 17 maddelik Polis Nizamnamesi ile getirilen yeniliklere raÄŸmen karışıklıklar tümüyle ortadan kaldırılamamış, BaÅŸkentte polis hizmeti Yeniçeri AÄŸası yerine geçen Serasker, İhtisap AÄŸası ve Polis adını taşıyan bir teÅŸkilat tarafından yürütülmeye baÅŸlanmıştır. TaÅŸrada polis hizmeti ise, sipahiler ve İstanbul’da olduÄŸu gibi memleketin birçok illerinde kurulan Asakir-i Mansure Alaylarına verilmiÅŸtir.

1846 yılında yayımlanan bir genelge ile polis hizmetlerinin serasker tarafından yönetilmesinin askerlerin asıl görevlerini aksattığı belirtilerek yalnızca polis hizmetlerini yürütmek üzere ve seraskerlikten bağımsız olarak “Zaptiye Müdürlüğü, Zaptiye Müdür Yardımcılığı” ve polisle ilgili yasaları hazırlamak için, “Zaptiye Meclisi” kurulmuÅŸtur. Kısa bir süre sonra da bu meclis kaldırılmış ve yerine “Divan-ı Zaptiye” ve “Meclis-i Tahkik” kurulmuÅŸtur. Böylece hem İstanbul hem de illerin güvenlik iÅŸleri Zaptiye Müşiriyetince yürütülmüş ve bu makam, teftiÅŸ memurlarıyla ikinci defa olarak 1867 de kurulmaya giriÅŸilen polis teÅŸkilatının baÄŸlı olduÄŸu tek yer olmuÅŸtur. Bu Tevhidi Zabıta Dönemi 1879 yılına kadar devam etmiÅŸtir. Bu yılda Zaptiye Müşiriyeti kaldırılmış ve yerine görevi sadece polis iÅŸlerini kapsayan Zaptiye Nezareti kurulmuÅŸ, Polis ve Jandarma bir daha birleÅŸmemek üzere ayrılmışlardır.

(1879 – 1908 Dönemi)

1876 yılında Tanzimat ve Islahat hareketleri çerçevesinde Avrupa’daki örneklere göre bir polis teÅŸkilatı kurulmasına birinci meÅŸrutiyetin ilanından sonra oluÅŸan hükümet programında yer verilmiÅŸ ve 1879 da Zaptiye Nezareti kurulmuÅŸtur.

Başlangıçta İstanbul ve çevresinde teşkilatlanarak güvenlik işlerini yürüten zaptiye nezareti daha sonra ülke çapında kuruluşları bu nezaret tarafından tek merkezden yönetilmiştir. Bugünkü Emniyet Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerini yürütmüş olan Zaptiye Nezareti 1909 da kaldırılmıştır.

1845 yılında kurulan polis teÅŸkilatı 1867 ve 1879 dan sonra da 1881 – 1886 – 1898 ve 1907 yıllarında yapılan düzenlemelerle sürekli geliÅŸmiÅŸ ve geniÅŸlemiÅŸtir. Bu dönemde; 1881′de İstanbul’da düzen ve güvenliÄŸi saÄŸlıyan Asakir-I Zaptiye teÅŸkilatı kaldırılmış ve yerine Polis TeÅŸkilatı kurulmuÅŸtur. Bu merkez kuruluÅŸu İstanbul, Üsküdar, BeyoÄŸlu Polis Müdürlükleri ve BeÅŸiktaÅŸ Polis MemurluÄŸu olarak, dört polis dairesi de merkezlere bölünmüştür. Her polis dairesi bir polis müdürü ile bir baÅŸkan ve iki üyeden oluÅŸan bir polis meclisi ve her merkez bir serkomiser tarafından yönetilmiÅŸtir. Zamanla, polis meclisinin üye ve her daireye baÄŸlı serkomiserlerinin sayısı çoÄŸalmıştır. 1886 yılından sonra, İstanbul polis müdürlüğü dışındaki diÄŸer müdürlüklere mutasarrıflık adı verilmiÅŸ ve polis müdürüne de mutasarrıf denilmiÅŸtir. Aynı yılda ve ayrıca, zaptiye nezaretine baÄŸlı bir baÅŸtabibin baÅŸkanlığında da bir saÄŸlık dairesi, 1898 yılında da İstanbul’da bir sivil polis teÅŸkilatı kurulmuÅŸtur.

TaÅŸra teÅŸkilatı, baÅŸlangıçta 15 ilde kurulmuÅŸ ve her il polis dairesinin başına bir serkomiser verilmiÅŸtir. Zaptiye nezaretinin sonu olan 1909 yılına doÄŸru illerin çoÄŸunda polis teÅŸkilatı kurulmuÅŸ, bazılarını polis müdürü bazılarını da serkomiserler yönetmiºlerdir. 1881 yılında fiilen kurulmuÅŸ olan Polis TeÅŸkilatı’nın görev ve yetkilerini belirleyen ilk hukuksal metin 6 Aralık 1896 da yayınlanmıştır.

Bundan sonra 19 Nisan 1907 tarihinde ilk Polis Nizamnamesi yayınlanmıştır. Polis örgütünün ihtiyaçlarını her bakımdan yeterli bir biçimde karşılayan ve 167 maddeden oluşan bu nizamnamenin en belirgin özelliği, içerdiği hükümlerin yabancı etkiler altında kalınmadan hazırlanmasıdır. Daha önce, gerek tanzimat ve gerekse Abdülhamit döneminde yayınlanmış olan metinlerin çoğu, yabancıları tatmin etmek için, yabancı devletlerin yasalarından aktarılmış hükümleri kapsamaktaydı. Bu nizamnamenin ikinci belirgin özelliği uzun süre başarı ile uygulanmış olmasıdır.

Sözkonusu nizamnane, polisin idari, adli, siyasi görevlerini, merkez ve taşra kuruluşlarını hiyerarşi, polisin Asakir-i Nizamiye ve jandarma ile ilişkileri, polisin yetkileri, izinde iken polisin görev ve yetkileri, polis müfettişlerinin görevleri, polis meclisinin görevleri, polisin seçim ve tayin usulü, polisin cezalandırılması, yargılanması, polisin ödenekleri ve benzeri hususları kapsamaktaydı.

Aynı nizamnameye göre polisler, serkomiser, ikinci komiser, üçüncü komiser, komiser muavini ve polis memuru olmak üzere 5 sınıfa ayrılmaktaydı.

(1908 – 1918 Dönemi)

1908 yılında II nci MeÅŸrutiyetin ilanı üzerine Fransız ve Alman Polis TeÅŸkilatları esas alınarak Polis TeÅŸkilatının yeniden organize edilmesi kararlaÅŸtırılmış ve 22 Temmuz 1909 yılında çıkarılan “İstanbul Vilayeti ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti TeÅŸkilatına Dair Kanun” ile 31 Mart ayından sonra artık yaÅŸaması imkansız olan Zaptiye Nezareti kaldırılarak, yerine Dahiliye Nezaretine baÄŸlı ve memlekete ÅŸamil polis iÅŸlerinin yürütülmesiyle görevli “Emniyet Umumiye Müdürlüğü” ve İstanbul Vilayetine baÄŸlı bir polis müdüriyeti kurulmuÅŸtur.

Emniyeti Umumiye Müdüriyeti, 1913 yılına kadar polis işlerini 1907 de çıkarılan polis nizamnamesi hükümlerine göre yürütmüş ve hükümleri İstanbul dahil tüm ülke sathında uygulanmıştır.

9 Aralık 1913 tarihinde, Dahiliye Nezareti TeÅŸkilat Nizamnamesi çıkarılmış ve bu Nizamnamede Emniyeti Umumiye Müdüriyetinin görevi “Memleketin Emniyet ve İnzibatına taalluk eden her türlü umum ve muamelatı takip ve o babtaki muhaberatı idare ve polis teÅŸilat ve polis mekteplerini idare etmek” olarak belirlenmiÅŸtir. Görevleri bu nizamname ile bilerlenen Emniyeti Umumiye Müdürlüğü, Ankara’da milli hükümet Emniyeti Umumiyesi kurulana kadar Dahiliye Nezaretine baÄŸlı olarak hizmet görmüştür.

1913 tarihli Nizamname ile Dahiliye Nezaretine bağlanan Emniyeti Umumiye Müdürlüğü, başlangıçta emniyet, memurin ve levazım, muhasebe ve tahribat şubelerinden oluşmuştur. Daha sonraki tarihlerde bunlara, Heyet-i İstihbariye, polis müfettişliği, siyasi ve idari kısımlara bakan iki umum müdür muavini eklenmiştir. Bu kısımlardan siyası kısım bir müdür yönetiminde 6 şube ile umumi ve hususi kalemden, her şubenin kadrosu ise bir müdür, iki yardımcı ve gerektiği kadar memurdan oluşmuştur.

İdari kısım, muhasebe, memurin ve polis mecmua müdürlükleri, ile evrak ve levazım memurlukları, memurin ve mustahdemini müteferrikadan meydana gelmiştir. 1915 yılı başlangıcında bu teşkilat yeniden genişletilerek seyrüsefer, Ecanip, Takibat-ı Adliye Müdürlükleri kurulmuştur. Ayrıca aynı yıl içinde doğrudan Dahiliye Nezaretine bağlı Emniyet Müdürlükleri kurulmuş ve bunlar hudut kapılarıyla demiryolu durak yerlerinde görev yapmışlardır. Yolcu trenlerinde görevli olan gezici polis ve komiserler, Emniyet Müfettişlerine bağlı olarak çalışmışlardır.

Mondros Mütarekesi sonucunda Emniyeti Umumiye Müdürlüğü Teşkilatı, Emniyeti Umumiye Müdürü, Emniyeti Umumiye Müdür Muavini, Asayiş Seyrüsefer, Ecanip Şubeleriyle, Kalem-i Umumi, Kalem-i Hususi Müdüriyetleri, muhasebe, memurin, levazım, polis mecmuası, evrak müdüriyetleri, memurin ve müstahdemini müteferrikadan oluşmuş bulunmaktaydı. 1911 yılında çıkarılan bir kanunla 1909 yılında yürürlüğe konulan İstanbul Vilayeti ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına dair kanunun dört ve beşinci maddeleri değiştirilmiş, Emniyeti Umumiye Müdüriyeti ile İstanbul Valiliği arasında çıkan sürtüşmeler sebebiyle, başkentin polis hizmetlerine ilişkin işleri Emniyeti Umumiye Müdürlüğünden alınmış ve doğrudan Dahiliye Nezaretine bağlı olarak oluşturulan İstanbul Polis Umum Müdürlüğüne verilmiştir. Vilayetin Polis Teşkilatları ve Polis Müdürlükleri ise, eskisi gibi valilerin ve bağımsız mutasarrıfların yönetimleri altında Emniyeti Umumiye Müdüriyetine bağlı bırakılmıştır. Böylece kurulmuş olan İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi, kentin polis hizmetlerini, 24 Şubat 1923 de kaldırıp yerine İstanbul Polis Müdürlüğü kuruluncaya kadar yürütmüştür.

İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesinin mütareke dönemindeki teÅŸkilatı; Bir Umum Müdür ve Umum Müdür Muavini, Teftis Heyeti Reisi, Tahrirat Müdürlüğü, Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü Åžube Müdürlükleri, Muhasebe MemurluÄŸu, Heyet-i Sıhhiye, Polis Hastanesi’nden olusmustur. Böylece Milli Hükümetin kurulmasına kadar, ülkenin iç güvenliÄŸine iliÅŸkin iÅŸler, Umum Jandarma Komutanlığı, Emniyeti Umumiye Müdüriyeti ve İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi olmak üzere üç teÅŸkilat tarafından yürütülmüştür.

21 Mayıs 1913 tarihli Polis Nizamnamesi, II nci Meşrutiyet devrinin koşullarına ve zamanın ihtiyaçlarına göre hazırlanmış ve bu Nizamname ile polisin örgütlenmesi, görev ve yetkileri, personelin dereceleri, sınıfları, mesleğe giriş, yükselme ve diğer tüm özlük iºleri, soruºturma, yargılama, istifa, tayin, izin cezalandırma işleri, levazım işleri, polis karakolları ve görevleri, polisin kıyafeti ve davranış biçimleri yeniden düzenlenmiştir. Bu Nizamnamede polis, piyade, süvari ve sivil olmak üzere üç sınıfa ayrılmış, meslek dereceleri, sıralaması, polis adaylığı, polis memurluğu, komiser muavinliği, komiserlik, merkez memurluğu, polis müdürlüğü kısmı, adli ve idari riyaset ve müdüriyetleri emniyet müdürlüğü, Emniyet Umumiye Müdürlüğü, İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi Müdürlüğü, İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi olarak düzenlenmiştir. Başkent Polis Teşkilatı diğer illerden ayrı düşünülmüş, illerde polis müdürlüğü kurulacağı Liva ve Kazalarda birer amirin yönetiminde yeteri kadar polis bulunduracağı belirtilmiş, polis mesleğine alınma ve yükselme şartları aydınlatılarak polisin değişik hizmet yerlerinde görev ve yetkileri tam olarak belirtilmiştir.

Kurtuluş Savaşında Polis
(30 Ekim 1918-29 Ekim 1923)

Mondros Mütarekesinin yapıldığı 1918 tarihinden, Mili Polis TeÅŸkilatının kurulduÄŸu 24 haziran 1920 tarihine kadar, bütün yurtta Osmanlı Devletinin Polisi olarak hizmet etmiÅŸtir. 24 haziran 1920 tarihinden, İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi’nin kaldırıldığı 24 ÅŸubat 1923 tarihine kadar geçen sürede ise polis teÅŸkilatı ikilemiÅŸ, birisi merkezi İstanbul’da ve Osmanlı Devletine tabi olarak KurtuluÅŸ Savaşı boyunca ve gittikçe daralmışolan bir bölgede ve yalnızca İstanbul’da, diÄŸeri ise, merkezi Ankara’da hızla geniÅŸlemiÅŸ olan bir bölgede, İstanbul hariç Misa-ı Milli ile çizilen sınırlar içinde faaliyet göstermiÅŸtir. İstanbul’da Osmanlı Polis TeÅŸkilatı, padiÅŸah ve onun hükümetinin emrinde, iÅŸgalci düşman kuvvetlerinin baskı ve istekleri doÄŸrultusunda çalıştırılmaya zorlanmıştır. Milli Polis TeÅŸkilatı ise, bir yandan anayurdu iÅŸgal eden düşman devletlere, diÄŸer yandan düşmanlarla iÅŸbirliÄŸi yapan padiÅŸah ve hükümetine, bundan baÅŸka ayaklanarak yurdun iç güvenliÄŸini bozan yerli iÅŸbirlikçilere ve bağımsız devlet kurma hayali peÅŸinde koÅŸan ve bu uÄŸurda akla sığmayacak çılgınlıklar yapan Ermeni ve Rum azınlıklara karşı mücadele edilmiÅŸtir.

Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devletine bırakılan topraklar üzerinde, 15 vilayet 35 bağlı Liva ve 17 bağımsız Liva kalmıştır. Merkezi Yönetim; Vilayet Liva, Vilayetlere bağlı Livalar ve doğrudan Dahiliye Nezaretine bağlı bağımsız Livalar, Kaza, Nahiye ve köylerden oluşmuştur.
Bu yıllardaki vilayetler ve bağımsız livaların nüfusunu kesin olarak saptamak mümkün olmamıştır. Ancak Devlet Istatistik Enstitüsünce 14 Nisan 1919 tarihli Hükümet tahminleri ve diğer veriler değerlendirilerek nüfuslar belirlenmiştir.

IÅŸgal altında bulunan bölgelerde ihtilaf devletleri kendi askeri polis teÅŸkilatını görevlendirmiÅŸler, mevcut Osmanlı Polis TeÅŸkilatında azınlıkları, ermeni ve rumları egemen kılmışlardır. Maddi ve manevi baskı ve her türlü çıkar vaatlerine karşın yabancıların emellerine hizmet etmeyecek yapıda olan bir kısım Türk Polislerini derhal azletmiÅŸler, memleket dahilinde kalmaları tehlikeli görülen polisleri de MALTA’ya sürgüne göndermiÅŸler, bunların yerine kendi amaçları doÄŸrultusunda hizmet edecek kimselere görev vermiÅŸlerdir. Ancak her gidenin yerine yeterince eleman bulamadıkları için bir kısım polisler görevlerinde kalmış, bunlar ulusal KurtuluÅŸ Savaşının kazanılması için, iÅŸgalin her türlü bilgi ve yardımları Ankara’ya ulaÅŸtırma yolunda fedakarca çalışmışlardır. Anadolu’dan verilen direktifler çerçevesinde istenilen iÅŸleri baÅŸarmak amacıyla milli ve gizli grupları oluÅŸturmuÅŸlar, bazı kiÅŸilerin ve mütarekeyi takiben esaretten dönen Türk subaylarının Anadolu’ya kaçırılmasını, iÅŸgal altındaki depo ve ambarlardan silah ve cephanelerin gizlice Anadolu’ya gönderilmesini saÄŸlamışlardır. Keza bu dönemde düşman devletler casus örgütlerini KurtuluÅŸ Savaşını sabote etmek için ülkemize göndermiÅŸler. Türk Polisi bunların gizli amaçlarını hareketlerinden önce öğrenmiÅŸ, haklarında her türlü bilgiyi fotoÄŸraflarıyla birlikte Anadolu’ya ulaÅŸtırmış ve böylece Milli Mücadeleyi kundaklamaya gidenlerin emellerini gerçekleÅŸtirmeden yakalanmalarını saÄŸlamışlardır.

Türk Polisi, işgal altında bulunan bölgelerde emniyet ve asayişin korunması ve suç faillerinin meydana çıkarılmasında da başarılı çalışmalar yapmışlardır.

Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı günlerde Samsun’da bir ingiliz yüzbaşının emrinde iÅŸgal kuvvetleri bulunuyor, kentin sokakların da diÅŸinden tırnağına dek silahlı Pontus’cu Rum çeteleri dolaşıyor ve bunlara hiç kimse birÅŸey yapamıyordu.

Sivas Knngresinde iÅŸgal edilmiÅŸ bölgelerde milli direniÅŸin örgütlenmesi ve bölgelerin iÅŸgalden kurtulması için önlemler alınmıştır. Kongre Fransız ve Ingilizlerin Diyarbakır, Halep ve Suriye’deki ermenilerin bölgeye göçlerini saÄŸlayarak müslüman halkı göçe zorlayarak,ermeni çoÄŸunluÄŸu gerçekleÅŸtirmek ve bir ermeni devleti kurmak planı izlediklerini saptamış, GüneydoÄŸu Anadolu’nun kurtarılması için özellikle MaraÅŸ ve Antep bölgesine ÅŸu direktifi vermiÅŸtir. “Göç yasaktır”

Arazi ve emlak ancak Türk’lere satılacaktır, yabancılarla hristiyanların arazi sahibi olmasına meydan verilmeyecektir. Milli amaçlar uÄŸruna, herkes mal ve beden açısından görevli tutulacaktır. Jandarma ve poliste Türklerin kullanılması saÄŸlanacaktır. Görüldüğü üzere, iÅŸgal altındaki bölgelerde dahi polis teÅŸkilatının Türklerden oluÅŸturulmasına önem verilmiÅŸ ve özen gösterilmiÅŸ, düşman iÅŸgalinden kurtarılmış olan bölgelerde ise sivil yönetimle birlikte polis teÅŸkilatı da yeniden düzenlenmiÅŸtir.

Bazı illerde polisler, Damat Ferit PaÅŸa hükümetini tanımadıklarını ve Kuvayi Milliye emrine girdiklerini açıkca ilan etmiÅŸlerdir. Büyük Millet Meclisinin 2.6.1920 tarih ve ikinci celsesinde okunan Kastamonu Valisi Cemal Bey’in Zonguldak Polislerinin Kuvayi Milliye emrine girerek Ferit PaÅŸa hükümetini tanımadıklarına dair telgrafı bunun en güzel kanıtıdır.

“Dahiliye Vekaletine, Zonguldak’a talimat-ı mahsusa ile gönderilen Åževket Turgut Bey’den ÅŸimdi alınan telgrafnameye nazaran Zonguldak’ta İstanbul’dan gelen bilimum polisler ve memurini saire, Kuvayi Milliye emrine giderek, Ferit PaÅŸa hükümetini tanımadıklarını, Mutasarrıf vekili Kadri Bey’e tebliÄŸ ettikleri gibi Kuvayi Milliye aleyhtarlarından Mal Müdürü Mevlüt Lütfü ve İstanbul’dan gelen Inzibat Zabiti Jandarma Bölük Kumandanı Yüzbaşı Cemil Efendi’ler tevkif edilerek Mahfuzan Devrek’e izan kılınmış ve mutasarrıf ve refakatında bulunan Mülkiye MüfettiÅŸleri, kısa bir müzakereden sonra istifa eylemiÅŸ tarafımızdan mukaddeme mutasarrıf vekaletine tayin kılınan Cevdet Bey mutasarraflık umuruna vaziyet eylemiÅŸtir.”

23 Nisan 1920′de Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuÅŸ ve bu meclisin 2 mayıs tarihli oturumunda hükümet teÅŸkili ile ilgili “Büyük Millet Meclisi Icra Vekillerinin Suret-i Intihabına Dair” 3 nolu Kanun’u kabul etmiÅŸtir. Bu kanunun birinci maddesine göre “ÅŸerefiye ve evkaf, suhiye Muaveneti içtimaiye, iktisat (ticaret,sanayi,ziraat,orman,maden) maarif, adliye, mezahip, maliye ve rüsumat, defteri hakani, nafia, dahiliye, (emniyeti umumiye posta ve telgraf) müdafaai milliye, hariciye, erkanı harbiye-i umumiye iÅŸlerini görmek üzere 11 zattan mürekkep icra vekilleri heyeti” kurulmuÅŸtur. Milli Hükümetin 9 mayısta açıkladığı programında iç güvenlikle ilgili olarak aÅŸağıdaki ifade yeralmıştır.

“iç siyasetimizde bütün çalışmalarımızın hedefi, milletin birlik ve dayanışmasının korunması ile genel güvenliÄŸin kurularak asayiÅŸin her yerde teminidir…”

24 Haziran 1920 de Milli Hükümetin Emniyeti Umumiye Müdürlüğü kurulmuş, 1 genel müdür, 1 genel müdür yardımcısı ile emniyet, seyrisefer, memurin şubelerinden ve 6 kişilik Teftiş Kurulundan oluşan küçük bir kadro ile çalışmaya başlamıştır.

Milli mücadele sırasında polis kadrosu oldukça düşmüş ve bu nedenle 1922 tarih ve 1379 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, kadroda mürettep üyelerin noksanlığından dolayı polis divanının kurulması mümkün olmayan vilayet ve müstakil livalardan, divan kurulmasına lüzum hasıl oluncaya kadar polislerle ilgili soruşturma ve cezaların polis teşkilatının amiri tarafından ifa ve o yerin en büyük mülkiye memuru tarafından tasdik olunması, en büyük polis amirinin cezalandırmayı gerektiren bir hali görüldüğü takdirde, soruşturmanın en büyük mülkiye memuru tarafından yaptırılması ve onun vereceği kararın Emniyet Umumiye Müdürlüğünce onaylanmasından sonra uygulanması kabul olunmuştur.

KurtuluÅŸ Savaşı baÅŸarıldıktan sonra Istabul’u da yönetimi altına alan milli hükümet Osmanlı Devletinin Emniyeti Umumiye Müdüriyetini, İstanbul Polis Müdürlüğü haline dönüştürmüştür. Böylece Mondros Mütarekesi ve KurtuluÅŸ Savaşı koÅŸullarının Anadolu’da ortaya çıkardığı ikili polis sistemi, (bir yanda İstanbul’da Osmanlı Hükümetine baÄŸlı, diÄŸer yanda Milli Hükümetin oluÅŸturduÄŸu yeni Polis teÅŸkilatı) teke indirgenmiÅŸ ve bütünlük saÄŸlanmıştır. Ankara’da Milli Hükümetin Emniye-i Umumiyesi Erzurum Milletvekili Durak Bey tarafından 1920 de teÅŸkilatlandırılmaya baÅŸlanmış, aynı yıl içinde A.Naci Bey’ler, 1923 yılında Halit Bey Emniyet Genel Müdürlüğü yapmışlardır.

29 Ekim 1923 te Cumhuriyet ilan edilirken yeni Türkiye Cumhuriyeti zayıf bir polis teşkilatı devralmıştır.Cumhuriyet yönetimi, Il polis teşkilatlarını da merkez teşkilatı gibi pek zayıf durumda bulmuştur.İstanbul, Izmir, Edirne, Bursa, Balıkesir ve Manisa gibi büyük iller 1922 yılına kadar işgal altında kalmış ve bu nedenle kadroları yetersiz durumda bırakılmıştır. 1923 yılında Ankara, Antalya, Adana, Samsun, Trabzon, Konya, Kastamonu, Sivas, Erzurum, Kars, Eskişehir, Elazığ, Zonguldak ve Izmit illerinin polis teşkilatları başında 25-30 lira maaşlı birer polis müdürü; Diyarbakır, Bitlis, Amasya, Tokat, Bolu, Afyonkarahisar, Malatya, Yozgat, Sinop, Menteşe, Urfa, Kayseri, Gaziantep, Ertuğrul illeri polis teşkilatlarının başında birer serkomser; Rize, Kütahya, Ordu, Gümüşhane, Niğde, Aydın, Isparta, Silifke, Mardin, Kırşehir, Çorum, Denizle, Çankırı, Ardahan ve Artvin polis teşkilatlarının başında birer ikinci komiser; Aksaray, Burdur, Beyazıt, Sarat, Genç, Muş ve Van polis taşkilatlarının başında ise bir komiser muavini yönetici olarak görev yapkıştır.

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet, Ulu Önderimiz Atatürk, silah arkadaşları ve ona inanan, bu uğurda mücadele eden tüm vatandaşların eseridir. Kuşkusuz zafere inananlarda, inanmayanlarda olmuştur.

KAYNAK=http://www.egm.gov.tr

Halkımızın can ve mal güvenliğinin sağlanmasında büyük bir cesaret, azim ve kararlılıkla çalışan
Türk Polis Teşkilatımızın 164. Kuruluş Yıldönümünü kutlu olsun.


 

Yorum Yazın


Cheap Retro Replica NFL NBA MLB Throwback Football Basketball Jerseys | hp printer ink cartridges refills| Jewelry Making Supplies | Thumb Joint Pain | Dog Health Problems |Tinkerbell Personal Checks |Garden Planters